koookle
52 Takipçi | 216 Takip
16 12 2008

Yahudiler yeni güç odaklarına koşuyor

Yusuf GEZGİN

1789 Fransız İhtilali Yahudilerin bin yıllar sonra dünya arenasına “oyuncu” olarak çıktıkları bir dönüm noktasıdır. Bu tarihten sonra Avrupa’da ve dünyada pek çok olayda etkin olmuştur Yahudiler. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik vs. kavramlarını “parlak” icatlar olarak piyasaya süren Yahudilerdir. Kapitalizm, Komünizmin, Marksizm, Nasyonalizm gibi son asırları etkileyen fikir akımlarının, büyük ihtilallerin arkasında Yahudiler vardır.

Yahudiler tarih boyunca güçlü bir devlete sahip olmadıkları ve Hıristiyan batı tarafından itilip kakıldıkları için, kendilerine hep güvenli bir sığınak aramışlardır. Devletlerinin olmayışı ve kimlikleri nedeniyle çektikleri sıkıntılar Yahudilere farklı milletlerin içinde, “onlardan görünerek saklanma” kabiliyeti kazandırmıştır. Önceleri baskılardan sakınmak için müracaat ettikleri bu yol, Yahudiler için avantaja dönüşmüş; milletlerin sinirlerini, devletlerin beynini ele geçirme yöntemi haline getirilmiştir. Güçlü, hâkim devletlerin bünyesine konuşlanmak ve oradan hedeflerine ulaşmak geleneksel Yahudi siyaseti haline gelmiştir.Endülüs’ün tasfiyesi esnasında haçlıların zulmünden, yükselen değer Osmanlı Devletine sığınmışlar ve İstanbul’a, Osmanlı topraklarına yerleştirilmişlerdir. Osmanlının son 100 yılında emperyalist batının ve batılı Yahudilerin heveslendirmesiyle “Osmanlıyı ele geçirme” ve  “kutsal topraklarda bir devlet kurma” sevdasına düşmüşlerdir. Müslüman görünümündeki Sebataylar, Batılıların da yardımıyla devletin içine sızmış ve bürokraside, orduda, ticarette hâkim hele gelmişlerdir. “Batının Truva atı” görevini de gören bu kesim, gafletimizden yararlanarak gizli örgütlenmelerle, suikastlarla, cinayetlerle kendilerine kucak açmış koca bir devleti yıkmayı ve dağıtmayı başarmışlardır.

Hep güçlü bünyelere yerleşen ve farklı argümanları kullanarak bu güçlere hükmeden Yahudiler Osmanlının zayıflaması üzerine yıldızı parlayan yeni ülkelere yöneldiler. Avrupa’nın güçlü ülkelerinde kendilerine yer aradılar. Güneş batmayan Britanya imparatorluğunda, Fransa’da en mutena noktaları tutmasını bildiler. Rusya’da Bolşevik ihtilalini tetiklediler. 20. yüzyılın başlarından itibaren değişen dengeleri fark edip ABD’ye yöneldiler. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Yahudiler ABD’de sürekli güçlendiler. Bu gün ABD’ye Yahudi devleti dense mübalağa olmaz. Zira bilinen Yahudi cemaatinin dışında ABD’nin etkili noktalarında pek çok kripto Yahudi vardır.

Günümüzde Yahudiler “kripto” olmanın avantajlarını çok daha profesyonelce kullanmaktadırlar. Bu gün Avrupa ve ABD sanılanın çok ötesinde Yahudi etkisindedir. Yahudiler tahrik etmemek için açık Yahudi nüfusunu da az gösterme eğilimindedir.

Son yıllarda Yahudilerde yeni bir hareketlenme başlamıştır. Yahudiler, ABD ve Avrupa ülkelerinin bir çözülme, yıkılma arifesinde olduğunun farkındadırlar. Bu nedenle gözlerini geleceğin muhtemel aktörlerine dikmişlerdir. Global aktör olması kuvvetle muhtemel ülkelere hem insan, hem de sermaye kaydırmaktadırlar. Bu ülkelerden birisi Hindistan, diğeri Çin’dir.

Yahudilerin Hindistan’la çok yoğun ilişkileri mevcuttur. İsrail-Hindistan arasında ciddi askeri anlaşmalar ve işbirliği vardır. Hindistan yönetimi üzerinde Yahudiler ve Yahudi lobisi çok etkindir. Yahudiler açısından Hindistan’ın sinirlerine yerleşmek bir problem oluşturmamaktadır; zira Hindistan’ın yabancı sermaye ihtiyacı, büyüme çabası büyük sermayelere hükmeden Yahudilere avantajlar sağlamaktadır. Ayrıca Hindistan’ın yapısı bu tür sızmalara fırsat vermektedir. Hindistan, Yahudileri bir sermaye gücü olarak görmekte ve memnuniyetle kapılarını açmaktadır. Ancak Hindistan, Yahudilerin bir ülkeye sadece “sermaye” olarak yerleşmediklerini atlamaktadır. Yahudi sermaye girdiği ülkede pek çok alanda inisiyatifi ele alır; kendisine hareket alanları açacak husumetleri, ayrılıkları, kavgaları körükler. Silah satabileceği, çarpıştırabileceği taraflar oluşturur. Hindistan’da giderek keskinleşen Hindu-Müslüman ayrışmasında bu etkilerin dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Faturası Pakistan’a ve Müslümanlara yıkılmaya çalışılan son Mumbai saldırıları arkasında güçlü bir servis olmadan başarılabilecek işlerden değildir. Bu tür sofistike işlerde en başarılı servisler MOSSAD ve son dönemde bütünüyle Yahudi etkisine girmiş bulunan CIA’dır. Bu saldırılar “11 Eylül” saldırılarında olduğu gibi büyük bir projenin habercisi görünmektedir. 11 Eylül ve ona bina edilerek devreye sokulan projeler Yahudi-Evanjelik ittifakına geniş hareket alanları açmıştı. Son saldırılar, nüfusuyla ve ekonomisiyle Dünyanın global gücü olmaya yürüyen Hindistan’ın bir operasyona maruz kaldığı, bir şeylere hazırlandığı hissini veriyor.

Geleceğin aktörü olma konusunda Çin, Hindistan’dan daha şanslıdır ve daha büyük potansiyele sahiptir. Ne var ki Çin kapalı bir yönetim sistemine sahiptir. Bu ülkeye yatırım-ticaret vs. alanında girmek mümkün olsa da; oluşturulan menfaatlerin korunması için yönetimde, devlette “etkin” hale gelmek kolay görünmemektedir. Bir Yahudi’nin Çin’e yerleşmesi ve kripto hale gelmesi de kolay değildir, zira görüntü problemi vardır. Zenci, esmer Yahudi vardır dünyada, ancak çekik gözlü, Çinli tipli Yahudi yoktur. Bu durum geleceğin devi Çin’e Yahudilerin kripto vaziyette yerleşmelerine ve ülkeyi ele geçirmelerine engel olmaktadır. Fiziki görünüm farklılığından dolayı Çin toplumunda saklanmanın, gizlenmenin zorluğunu aşmak için ABD’de yerleşik Yahudiler bir süredir Çinli çocuklardan evlatlık edinmektedirler. Sanırım Onları Yahudi kültürüne göre yetiştirip Çin’de kullanmayı düşünüyorlar…

Çin’in kapısı hükmündeki Honkong’ta Yahudi tüccarlar çok etkindirler. ABD deki ve Avrupa’daki büyük Yahudi sermayedarlar üretimlerinin ve sermayelerinin önemli bir kısmını Çin’e, Hindistan’a kaydırıyorlar. Bu sermaye akışının sadece ekonomik nedenlere dayandığını düşünmüyorum.

Dünya Hıristiyan-Müslüman zarfındaki Yahudilerden sonra sanırım Çinli, Hindu (kripto) Yahudilerle de tanışacak!

16 Aralık 2008 Salı
www.aktifhaber.com

70
0
0
Yorum Yaz