koookle
52 Takipçi | 216 Takip
10 06 2008

Türkiye Cezayirleştirilmek mi İsteniyor?

Yusuf GEZGİN Osmanlı’nın yıkılmasından sonra bu coğrafyada kartlar yeniden karılmış, oyun yeniden kurulmuştur. İçteki kripto vatandaşların desteği ve ihanetiyle, asli unsurların gafletiyle “Devleti Aliye”yi yıkan batılılar artakalan parçaları parsellemişlerdir. Kimi parçalar Fransızlara düşerken, aslan payı İngilizlere düşmüştür. Osmanlı coğrafyasının bir parçası da “bağımsız!” görüntüsü altında bin bir prangayla kontrol altına alınmıştır. Osmanlı’dan koparılan bazı parçalar bir süre sömürge olarak kullanıldı ise de; 2. Dünya Savaşı’ndan sonra batının sömürgeleri kontrolde zorlanması, bağımsızlık fikirlerinin yaygınlaşması sonucu bu ülkeler de (sözde!) bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır. Her birinin başına bir diktatör dikilen, bir bayrak ve devletçik bahşedilen bu coğrafyaların insanları “bağımsız bir devlete sahip oldukları” zannıyla avutulmuşlardır. Batı bu coğrafyalardan devlet mekanizmasının içine halkı kontrol edecek, batı yörüngesinde tutacak dengeleyiciler, kontrol mekanizmaları kurarak çekilmiştir. Bu gün bu ülkelerin hemen tamamında halkların rağmına, batı lehine yapılandırılmış kurumsal denklemler işlemektedir. Ordular batı tarzı bir örgütlenmeye, düşünce yapısına sahiptirler ve batıyla sıkı organik bağları vardır. Subaylar batı zihniyetindedir ve kendi insanına yabancıdır. Değerleriyle barışık insanlar bu ülkelerde subay sınıfına alınmaz, alınanlar dönüştürülür, dönüştürülemeyenler askerlik mesleğinden uzaklaştırılır (Mısır, Suriye, Cezayir, Fas, Tunus vd.). Bu ülkelerin sivil ve asker bürokratik elitleri kendi insanlarını mümeyyiz görmezler. Toplumlarını batı istikametinde dönüştürme iddiasındadırlar ancak, batı... Devamı

29 05 2008

Son olaylarda ABD Parmağı

Yusuf GEZGİN Bu ülkede yaklaşık 100 yıldır devlet mekanizması, kurumlar milletin rağmına, milleti dikkate almaksızın ve milleti şekillendirmek için çalışmaktadır. Harici ellerce ülkemize kurulan bu derin yapı, sürekli milleti ezmiş, ama dinleme, dikkate alma ihtiyacı duymamıştır. 27 Mayıs’ın yıldönümünü yaşadığımız şu günlerde milleti dinleyen Menderes’in başına gelenler gazetelerde tefrika edilmektedir. Bu gayrı milli derin yapı Menderesi astığı gibi sulbünü de iflah etmemiştir. Bütün oğulları şaibeli kazalarla öldürülmüşlerdir. Son oğlu Aydın da siyasete bulaşıp, millete yönelince kaza(?) geçirmiş tekerlekli sandalyeye mahkûm hale getirilmiştir. Türkiye’nin derin kodları yaklaşık 60 yıldır ABD kontrolündedir. Türkiye ne zaman biraz palazlansa, kendisine çizilen sınırları aşmaya, ABD direktiflerinden çıkmaya başlasa “BİG BOSS” hemen devreye girer ve dengeleri yeniden kurar. 1950’lerden bu tarafa hemen her 10 yılda bir ABD odaklı müdahalelere maruz kalmıştır ülkemiz. ABD, “içeride konuşlandırdığı adamları-kurumları” devreye sokarak Türkiye’yi hep yarı canlı ve kontrolünde tutmayı başarmıştır. 1980’de ABD Başkanının “bizim çocuklar başardı” dediği eli silahlı çocuklar pek çok defa devreye girmiş ve ülkeyi ABD-İsrail hedefleri doğrultusunda yeniden düzenlemiştir. Söylemlerinin aksine, ABD, AB’nin güçlenmesine ve etkin hale gelmesine taraftar değildir. Türkiye’nin kendi inisiyatif alanından uzaklaşarak AB’ye yaklaşmasından rahatsızdır. Türkiye’nin gereğinden fazla(!) demokratikleşmesi, bağımsız politikalar izleyebilecek kadar güçlenmesi de ABD’yi rahatsız etmektedir. ABD ile AB’yi kıyasladığımızda AB tercihi bizim için daha selametli görünmektedir. ABD bize talimatlarından çıkmayan bölgesel bir jandarma rolü biçmiştir. Aktör olma eğilimi gösterdiğimizde “derin” ellerini sokarak müdahale etmektedir. AB yekvücut hareket edebilen siyasi bir... Devamı

24 05 2008

Yargıçlarımız aynaya bakmalı

Yusuf GEZGİN Yargıtay başkanlarıın yayınladığı, Danıştay yargıçlarının, CHP’nin, MHP’nin ve Demirel’in desteklediği bildiride; “yargı erkinin bağımsızlığının hazmedilemediği”nden, yargının “yürütmeye yandaş” hale getirilmek istendiğinden bahsediliyor. Bildiride; “yargı erkine yönelik sistemli saldırıların” olduğu; başsavcının iddianamesinin “akla, mantığa ve hukuka aykırı tavır, söylem ve yazılarla eleştirildiği”; hükümetin “yargıyı, hedef gösterdiği” ileriye sürülmektedir. Bu memlekette yargıçlar siyasetçilerin, aydınların eleştirilerinden, yasama organının yasalarda ve anayasada değişiklik yapmasından rahatsız olur. Bürokratik elitin rağmına yapılacak demokratik değişimlere direnç gösterir. Özgürlüklerin devleti ve rejimi tehlikeye sokacağı kaygısıyla milletin bir mengenede tutulmasına destek verir. İnsanımızın refah düzeyinin artmasını, çoğulcu demokratik standartlara kavuşmasını bir tehdit görür. Yargı muhalefetin yeterli olmadığı noktalarda siyaset meydanına inerek açıktan muhalefet eder. Yargı tarafından sıkça yargı bağımsızlığına müdahale edildiğinden, yargı erkine saldırı olduğundan bahsedilir ama; ·        367 kararında olduğu gibi Anayasa Mahkemesi kendini yasama yerine koyarak yeni kurallar ihdas edebilir... ·        Danıştay yürütmeyi tıkayacak kararlar alabilir. Bürokrat atamalarında hükümetlerin burnundan getirebilir. ·        TBMM’ye karşı bağımsızlık iddiasında bulunan yargı mensupları, askerden brifing almayı, temel yargı kararları öncesinde omzu kalabalık kimselerce ziyaret edilmeyi problem etmez. ·        İktidarda olan ve halktan %47 oy almış bir partiye kapatma davası açarak ülkenin dengelerini altüst eden bir savcının eleştirilmesine tahammül edemezler. Ama iddianamenin dava açılmadan önce ulusalcı bir ... Devamı

20 05 2008

Hükümet harakiriyi mi seçti?

Yusuf GEZGİN   Geçen hafta hükümetle derin cenahlar arasında “bir psikolojik savaş” yaşandığını; derin cenahların hükümeti içeriden zaafa uğratmak, korku ile teslim almak, cerrahi operasyonlara hazırlamak üzere çeşitli yöntemleri devreye soktuğunu ifade etmiştik. Hükümete; “mücadele etmesini”, “milletin emanet ettiği demokratik temsil yetkisini çakallara terk etmemesini” önermiştik. “Hükümet ya karanlık yapının deşifresi ve cezalandırılması için sonuna kadar gidecek, onurluca mücadele edecek veya harakiriyi seçecek” demiştik. Hükümetin sessiz ve eylemsiz duruşunu bir stratejiye bağlama, taktik bir hareket olarak algılama eğilimi vardı. Kamuoyu hükümetin boynunu uzatıp teslim olmayacağı, mücadele edeceği ümidini koruyordu. Zira hiçbir dönemde olmadığı kadar derin devlet ve operasyonları deşifre olmuştu. Sivil güçler cuntacı derin odaklara karşı hiç bu kadar imkâna, araca, desteğe sahip olmamıştı.   Türkiye bu gün derin yapıları bitirmek için tarihi bir fırsatla karşı karşıyadır. Karanlık, otoriter, milli ve dini değerlere tahammülsüz derin yapının kökünü kazımak; milli iradeye dayalı şeffaf, demokratik bir yapı kurmak için bir dönüm noktasında bulunuyoruz.   AKP hükümeti bu kader denk noktada cesurca davranarak, milleti arkasına alarak tarihi bir misyon görebilir ve milletin makus talihinin dönmesi için çok önemli adımlar atabilirdi. Seçimden hemen sonra yapmasını beklediğimiz demokratik açılımları, anayasa değişikliklerini ağırdan aldı ve yapamadı. Bu yüzden aldığı oya rağmen hakkında bir kapatma davası açıldı.   Bir yönüyle dava AKP hükümetine yeni bir fırsat daha verdi. Millet köklü anayasal değişikliklerin ne kadar ihtiyaç olduğunu gördü. Kapatma davası demokratik reformlara kamuoyu desteğini zirveye çıkardı. Hükümetin eline bu derin urları temizlemek için tarihi bir fırsat ve sorumluluk verdi. Ancak hükümet hala “yan çizme”, “statükoya dokunmama” eğilim... Devamı

15 05 2008

Kraliçe'nin gelişi ve Anglosaksonlar

Yusuf GEZGİN   İngilizler ve Anglosaksonlar son 4-5 asra damgasını vurmuş, tarihin akışını etkilemiş, göz ardı edilemeyecek, önemli bir millettir. İngilizler Hindistan’dan Çin’e oradan Avustralya, Yeni Zelanda’ya, Kanada’ya, Amerika’ya Afrika uçlarına kadar çok geniş bir coğrafyayı işgal ederek “üzerinde güneş batmayan” büyük bir sömürge imparatorluğu kurmuşlardır. Sömürgeciliği başlatan ve yaygınlaştıranlar batılılar ve hassaten Anglosaksonlardır. Köleliği sistematik hale getirip, insanları yurdundan, ailesinden kopararak “bir ticari meta” haline getiren, dünyanın beşeri haritasını değiştiren bunlardır. Çok değil beş asır önce bir toprağı, kimliği medeniyeti olan Kızılderililerden, Aborijinlere, Mayalara, Asteklere kadar onlarca milletin-medeniyetin köküne kezzap suyu döken bunlardır. Mısır’dan, Anadolu’dan, Mezopotamya’dan, Asya’dan Afrika’dan çaldıkları tarihi eserleri müzelerinde sergileyerek medenilik! taslayan en büyük tarihi eser kaçakçıları, mezar soyucuları (pek çok meşhur insanın cesedi, mumyası İngiltere’dedir) bunlardır. Nerede bir kıymetli maden, yeraltı zenginliği, petrol varsa batılılar, ama özellikle İngilizler oradadırlar. Petrol üretimleri olmadığı halde en büyük petrol şirketleri İngilizlerindir. Yeraltı zenginliğin bulunduğu  ülkelerdeki "yerüstü kavgaların", "iç savaşların", "etnik vuruşmaların" yönetmenliğini bunlar yaparlar. Bütün sınır anlaşmazlıklarının ve toprak kavgalarının arkasında İngilizler vardır. İngilizlerin çekildiği coğrafyalarda nizasız, kavgasız, huzur içinde tek bir ülke, bölge gösteremezsiniz.  Çekildikleri yerlerde özellikle problem bırakırlar ki, elleri o coğrafyadan çekilmesin. İngiltere demokrasinin beşiğidir. Ama demokrasiyi sadece kendilerine layık görürler. İngilizlerin çekildiği bütün coğrafyalar acımasız diktatörlerin, müsamahasız kralların elindedir. Bu otoriter yönetimlerin tamamının ... Devamı

12 05 2008

Derin Devletin Başbakan Adayı

Yusuf GEZGİN     “Derin yapılar” başlarda AKP’nin hükümet etmesini problem görmüyorlardı. Belki de “milletin gazını almak”, “bir kadronun başarısızlığını ortaya koymak” açısından yararlı buluyorlardı. Nasıl olsa istedikleri anda istedikleri hükümeti başarısızlığa mahkûm edebilir, siyaset kulvarının dışına itebilirlerdi. Siyaset sahnesi “derin operasyonlar” karşısında şapkasını alıp giden, koltuğunu bırakıp kaçan liderlerle doluydu. Varoşlardan çıkmış bir lidere ve avenesine mi pabuç bırakacaklardı!..   Derin yapı buyruklara itaat etmeyenlere karşı hukuk ve siyaset dışı pek çok çözüm(!) yöntemine sahipti. Teslim olmayan iktidarları her türlü manipülasyon ve provokasyonu kullanarak itaate icbar edebilirdi. Ekonomik kriz çıkarmaktan, toplumsal kaos oluşturmaya, terörü azdırmaktan, iç çatışmaları körüklemeye kadar pek çok müdahale yönteminin alt yapısı kontrollerindeydi. Gerekirse, “sistemin içine konuşlandırılmış kurumlar” devreye sokulurdu. Olmazsa kuvvetler ayrımı devleti kilitleyecek şekilde, bir kuvvetler vuruşması haline getirilirdi. Bütün yollar bitse bile, askeri müdahaleyle milleti ve hükümetleri hizaya sokarlardı. Güneydoğu’nun böyle bir müdahale sonucu kopacak olması, iç karışıklıklar çıkma ihtimali, ekonominin bozulması, dünyadaki itibarımız, AB yolundaki yürüyüşümüz bunları hiç ilgilendirmiyordu. Onlar, ülke 3. dünya ligine demir atsa da, memleket kaos ve kargaşaya teslim olsa da ayrıcalıklarının derdindeydiler. Şimdiye kadar pek çok derin yöntemi kullandılar. Ama “varoşların sonradan görme kabadayısı” 7 canlı çıktı. Hükümet her çelmeden kurtuldu, her tuzağı atlattı ve yoluna devam etti.   Şu anda derin yapı “yargı müdahalesi”yle sersemlettiği AKP hükümetini ameliyat masasına yatırmaya hazırlanıyor…   Her şeyden önce bu mücadelenin bir “psikolojik muharebe” olduğunu hatırlatalım. AKP’yi korkut... Devamı

29 04 2008

Türkiye'deki derin yapının analizi

Yusuf GEZGİN   Türkiye'deki “derin yapı”nın yaklaşık yüz yıldır katışıksız gayrı milli, gayrı Türk ve gayrı Müslim olduğunu muhtelif yazılarımızda belirtmiş; bu derin yapının serüveninden, ülkenin sinirlerini, beynini nasıl ve hangi yöntemlerle işgal ettiğinden bahsetmiştik.   Millete rağmen varlığını sürdüren, ele geçirdiği devlet imkânlarıyla milletle mücadele eden; her dirilme-toparlanma çabamızda başımıza bir balyoz indirerek, yeniden yarı baygın hale getiren bu aygıtın sosyal ve beşeri yapısı şimdiye kadar analiz edilmedi.   Bu yazımızda “derin yapı”nın hangi kesimlerden destek aldığını, kimlere dayandığını, kimleri kullandığını, karar verme mekanizmalarının kimlerden oluştuğunu, azınlıkların bu yapının neresinde durduğunu, heteredoks gurupların bu yapıyla ilişkilerini işlemeye çalışacağız.   Anlaşılmasını kolaylaştırmak için, “Derin Yapı”nın kabaca iç içe geçmiş üç halka şeklinde kategorize edilebileceğini düşünüyorum. “Çekirdek halka”, “orta halka” ve “kenar halka”. Bu halkaların her birinin toplumsal dokusu, etnik yapısı ve derin yapı içindeki etkinliği farklılık arz etmektedir. Türkiye'deki “Derin Yapı”nın çekirdek kısmı bütünüyle Yahudilerden müteşekkildir. Çekirdek kadroda Sebataylar ve Museviler vardır.  Öyle ki İsrail kurulmadan önce Türkiye Cumhuriyeti bu kesim tarafından “yeryüzündeki tek Yahudi devleti” olarak anılmıştır. Türkiye'de sosyal-siyasi-ekonomik vb. hayatın stratejik önemi haiz bütün alanlarının kontrolünün bu çekirdek kadronun elinde olmasına itina gösterilmiştir.   1908 ihtilalinden sonra bu kesim bürokratik alanların en kritik noktalarını ele geçirmişlerdir. Selanik ve balkanlardaki Sebatay-Yahudi kökenlilerin mübadele ile Türkiye'ye getirilmesi bu kadronun nüfus açısından da güçlenmesini sağlamıştır. Böylece “çekirdek halka” Cumhuriyetin ilk yıllarında ülken... Devamı

18 04 2008

(Kripto) Ermeniler Ermenilere Karşı

Yusuf GEZGİN Türkiye'de Ermeni cemaatinin 35-50 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Bunlar hüviyetlerinde açıkça kimlikleri yazılı olan, dinlerini ve kimliklerini inkâr etmeyen, Lozan'da tanımlanan “azınlık” statüsünü haiz Ermeniler. Türkiye'de birde  “Müslüman” zarfında kripto Ermeniler var. Bunların toplamı geçenlerde tarihçi Halaçoğlu tarafından 1 milyon olarak verildi. Ermeni kaynakları da benzer rakamları veriyor. 1915 olaylarından sonra Anadolu'da kalan bu Ermenilerin önemli bir kısmı, en az yarısı Türkler veya Kürtler arasında samimi Müslümanlar olarak hayatlarını devam ettiriyorlar. Farkında olsalar bile eski kimliklerini kurcalama niyetinde değiller. Avrupa'dan beslenen bazı dernek ve örgütler bu kesimin eğitimli gençlerine Ermeni kökenlerini hatırlatma çabası içinde iseler de; süreç Ermeni kökenli vatandaşlarımızın giderek Anadolu insanı ile kaynaşması yönünde işlemektedir. Bu 1 milyonluk kesimin içinde önemli bir nüfus da, Ermeni kimliğinin farkında ve şuurunda olarak, Türk-Kürt kimlikleri içinde boy göstermektedir. Bu kesim bir taraftan Kürt ve Kürtçü kimliği ile PKK'nın ve onun siyasi örgütünün en önünde yer alırken; diğer taraftan ulusalcı-millici, hatta milliyetçi kimliği ile en kafatasçı Türkçüler arasında saf tutabilmektedir. Fakat bu kripto Ermenilerin en etkin oldukları mevzi sivil ve askeri bürokrasidir. Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin içinde yer alan Kripto Ermeniler bürokrasinin kilit noktalarında oldukça etkindirler ve son zamanlarda da şahit olduğumuz milli iradeye set oluşturma, demokrasiyi tıkama konusunda mahirdirler. Yargı-ordu ve üniversitelerde epeyce kripto Ermeni vardır. Üniversitelerdekiler yer yer açığa çıkarılmıştır. Ancak ordu ve yargı içindekileri kimse telaffuz etmeye cesaret edememektedir. Son yıllarda kripto Ermeniler ve (bu konuda daha tecrübeli ve becerikli olan) kripto Yahudiler pek çok alanda müşterek hareket etmektedirler. Devlet içinde konuşlanmış k... Devamı

14 04 2008

Pistia

Vikipedi, özgür ansiklopedi Pistia Bilimsel sınıflandırma Alem: Plantae Bölüm: Magnoliophyta Sınıf: Liliopsida Takım: Alismatales Familya: Araceae Cins: Pistia Pistia, yüzer su bitkisi; dipten çıkan yaprakları rozet şeklinde dizilidir; çiçekleri yaprakların dibinde sapsız olarak tek tek bulunur; pistia dünyanin sıcak bölgelerinde yetişir. (Pistie stratiotes tuhaf görünüşünden dolayı, su marulu adıyla sıcak limonluklarda yetiştirilir.)... Devamı

14 04 2008

İki çenekliler

Vikipedi, özgür ansiklopedi İki çenekliler İki çenekli bir bitki, Castanea sativa(AT Kestanesi) Bilimsel sınıflandırma Alem: Plantae (Bitkiler) Şube: Magnoliophyta(Kapalı tohumlular) Sınıf: Magnoliopsida(İki çenekliler) Takımlar Metne bakınız. Carica papaya Crateva religiosa Junglans spp. Ixora coccinea İki çenekliler, Magnoliopsida ya da dikotiledonlar, embriyonlarında iki çenek (kotiledon) bulunan bir çiçekli bitkiler sınıfıdır. Yaklaşık 199.350 (IUCN sistemine göre) türle temsil edilirler. Çiçekli bitkilerden tek çenekliler, iki çeneklilerden farklı olarak, tek embriyonik yaprak (çenek) içerirler. Genel olarak otsu ve odunsu özelliklerdir. Tek yıllık, iki yıllık ve çok yıllık olabilirler. İletim demetleri dairesel dizilişlidir. Çok yıllık olanların iletim demetlerinde floem ile ksilem arasında bulunan kambiyum sayesinde sekonder kalınlaşma görülür. Yapraklar geniş olup, ağsı damarlanma gösterirler. Çiçek parçalarının sayısı çok değişiktir. Çiçek örtüsü (periant), çanak yaprak (sepal) ve taç yaprak (petal) olarak farklılaşmıştır. Tohumları iki çenek (kotiledon) bulundurduğu için dikotil bitkiler olarak adlandırılmışlardır. Ana kök iyi gelişmiştir ve üzerinde sekonder kökler bulunur.  ... Devamı