koookle
52 Takipçi | 216 Takip
09 11 2008

(Bazı) Aleviler nereye koşuyor?

Yusuf GEZGİN

Kamer Genç kürsüyü her ele geçirdiğinde inciler döktürüyor. Bir yönüyle renkli bir kişilik, Meclis’e ve topluma renk katıyor; ancak bazen, toplumun hassasiyetlerinin bam teline basıyor. Ayrımcılık hislerini körükleyici söylemler içine giriyor ve toplumsal kesimler arasında çatlaklar oluşturacak konuşmalar yapıyor.

Kamer Genç, geçen gün hırçın bir üslupla Cumhurbaşkanından “Yargıdaki bir makama bir Alevinin neden atanmadığının hesabını sordu!”.  “Sırf Alevi olduğu için insanların dışlandığını” ileriye sürdü.

Aleviler bu milletin parçasıdırlar ve farklılıklarıyla, kültürel, dini özellikleriyle toplumda özgürce yaşama hakkına sahiptirler. Kimi zaman Aleviler de devletin gadrine uğramakta, bazı haklardan mahrum bırakılmaktadırlar. Ancak, devletin gadrine uğrayan sadece Aleviler değildir. Hatta Aleviler devletin en az gadrettiği, en çok kolladığı kesimler arasındadır. Bu memlekette yıllarca tarikatlar irticadan dolayı takibata uğrarken, yine bir tarikat olan Bektaşilik devletçe itibar görmüştür. Cumhurbaşkanlarının, başbakanların resmi ziyaretlerine mazhar olmuştur.

Bu memlekette Sünni dindar insanlar biraz hak elde ettiklerinde hemen “irtica” vaveylası koparılmıştır. Dindar bir bakan, bürokrat göreve geldiğinde “kadrolaşılıyor!” diye kıyametler koparılmıştır. Ama geldikleri bakanlıkların gelecek 50 yılını bloke eden, mezhep tabanlı kadrolaşan bakanların (Seyfi Oktay’ın, Mehmet Moğoltay’ın, Fikri Sağlar’ın vb.) yaptıkları laikliğin teminatı olarak görülmüştür. Yargıda, TSK’da ve diğer stratejik kurumlarda yapılan organize mezhepçi kadrolaşmalar “Alevi irticası!” olarak algılanmamaktadır.

Aleviler elbette her türlü hakka sahip olmalılar, her yerde bulunmalılar; ama dindar insanlar bir yerlere geldiğinde irtica kervanlarına su taşıyan; laiklik, Atatürkçülük adı altında Sünni kesimin en asgari haklarını bile tehlike gören (bazı) Aleviler, biraz aynaya bakmalılar. Din eğitimi, Kur’an Kursu vs. söz konusu olduğunda “Cumhuriyet elden gidiyor!” diye baskı oluşturanların “Suriye tarzı azınlık rejimi” arzularını ve çabalarını da görmeleri gerekiyor.

Fazla söz gerek yok! Kamer Genç’e ve Alevi mağduriyeti edebiyatıyla mevzi kazanmaya, toplumun bir kesimini köşeye sıkıştırmaya çalışanlara bir teklifim var.

Var mısınız, Yargıda, özellikle üst yargı organlarında (Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, Askeri Yargıtay, Askeri yüksek idare mahkemesi) Alevi-Sünni oranlarını, rakamlarını karşılaştıralım!..

Var mısınız TSK içindeki Alevilerle Sünnilerin oranlarını ve kendi oranlarına karşılık gelen etkinliklerini karşılaştırmaya!...

İsterseniz üst düzey görevlerde kimlerin daha yoğun ve etkin olduğuna bakalım!

Köylerden-kasabalardan dolmuşlarla kimlerin askeri liselere (dedelerin nezaretinde) taşındığını, içeriden nasıl destek verildiğini masaya yatıralım isterseniz! Askeri okullara Alevi gençlerin nasıl yönlendirildiğini, sağlık problemlerinin hangi şekilde, hangi hastanelerde, nasıl halledildiğine bakalım. Alevi yerleşimlerden kritik müesseselere giriş oranlarını bir karşılaştıralım.

Bir Alevi subayları mercek altına alalım; bir de terör bölgelerinde şehit olanları; bakalım mağdur(!) Alevi vatandaşlarımız hangisinde önde çıkacaklar!.. Son şehitlerden kaçının Alevi evladı, kaçının garnizonlara alınmayan başörtülü anaların evladı olduğuna bakalım! Kaç Alevi evine şehit ateşi düştüğünü bir araştıralım. Ortaya çıkan tablo üzerinden bir Alevi Paşa’nın “Sünni köpekleri sürün mevzilere, onlar ölsün!” talimatının, itirafının etkisini sorgulayalım.

İsterseniz bir ucu dağda, PKK’da, TİKKO’da, DHKP-C’de; diğer ucu TSK’da olan Alevi aileleri masaya yatıralım!

İsterseniz (bazı) Alevilerin Sebataylarla nasıl iş tuttuklarını, toplumun diğer kesimlerine karşı nasıl harekât yürüttüklerini, Cumhuriyet mitinglerine, psikolojik harekât mahsulü eylemlere nasıl malzeme olduklarını araştıralım!

İsterseniz Batılı dostlarımızın! Kürtçülükten sonra Alevilere ne gibi yatırımlar yaptığına bakalım. PKK’dan daha güçlü bir kart haline getirmek için AB fonlarından mezhepçi STK’ları nasıl kayırdığını, desteklediğini “Aleviliği İslam dışı bir mezhep haline getirme çabalarını” inceleyelim.

İsterseniz Kamer Genç gibi “Alevi pozlarında ortalığı velveleye verenlerin, Alevi temsilciliğine soyunanların 2-3 kuşak önceki dedelerine inelim. Bakalım Alevi mi çıkacak, mühtedimi?

Bazı Aleviler dün kendilerini Dersimde ezen Tek Parti zihniyetiyle ve Beyaz Kripto ecnebilerle kucak kucağadırlar. İçlerine sızmış kripto ecnebilerin yönlendirmesiyle ve batılıların etkisiyle parçaları oldukları Müslüman Anadolu zemininden giderek uzaklaştırılmakta; Müslüman-mazlum Anadolu kitlesine hasım hale getirilmeye çalışılmaktadır. Kripto ecnebiler son 50 -60 yılda epeyce başarılı olmuşlar (bazı) Alevi kesimleri önemli oranda yanlarına çekmeyi başarmışlardır. Kendilerinin yetmediği yerlerde Alevi kesimle ittifaklar kurmakta, beraber hareket etmektedirler.

Yahudi-haçlı ittifakının Ortadoğu’ya konuşlanmasının ve Irak, Afganistan işgalinin temel hedeflerinden birisi; bu coğrafyada kalıcı husumetler oluşturmak ve etnik, dini farklılıkları körükleyerek İslam coğrafyasını kontrol altında tutmaktır. Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da, Sudan’da bu ortamı oluşturdular. Etnik ve mezhepsel düşmanlıkları ateşlediler.

Türkiye’de Türk-Kürt husumeti üzerine epeyce yol aldılar. Ancak asıl tehlikeli ve tehdit edici kartın “Alevi kartı” olduğu ve bunun çok yakında güçlü bir şekilde devreye sokulacağı yönünde duyumlar alıyorum. Batılı dostlarımız! ve onların içerideki kripto piyonları Alevi kartını ve mezhep üzerine kurgulanmış senaryoları devreye sokmaya çalışıyorlar. Son zamanlarda Avrupa’dan destek alan pek çok Alevi dernek ve örgütte hummalı bir hareketlilik gözlemleniyor. Şu sıralar “Kürt kalkışması”na ilaveten, “mağduriyetler” ve “verilmeyen haklar” vs. üzerine bina edilecek bir “Alevi kalkışması” hedeflenmektedir. Bu doğrultuda gizliden gizliye ince planlamalar, örtülü çalışmalar yapılmaktadır.

Birileri Alevi odaklı yeni senaryolara psikolojik zemin hazırlamak ve Alevileri-Kürtleri tahrik amacıyla ABD’deki WASP (White, Anglosakson, Protestan) karşılığı Türkiye’de LAST (laik, Sünni, Türk)  hâkimiyetinden bahsetmektedirler. Bu söylemler tamamen hedef göstermeye yöneliktir. Türkiye’de laiklerin değil, laikçilerin hâkimiyeti söz konusudur. Sünnilerin sadece adı vardır. Kendi çocuklarına dinlerini öğretme hakkına bile sahip değillerdir. Sünni kesimin dini duygularını kontrol altında tutmak için oluşturulmuş Diyanet Teşkilatı Sünni hâkimiyetinin gerekçesi olarak gösterilmektedir. Türkiye’de 1908’den bu tarafa “Türk” kavramı Anadolu insanı değil, sinirlerimize kadar her yeri ele geçirmiş kripto ecnebiler kastedilerek kullanılmaktadır. Kürtleri ve Alevileri tahrik amaçlı oluşturulan LAST’ın Anadolu insanıyla ve Kara Türklerle hiçbir alakası yoktur.

Toplumun her kesimi, ama özellikle gerçek Aleviler bizi birbirimize kırdırmayı ve ayrıştırmayı hedefleyen çalışmalara karşı uyanık olmalılar. İçimize sızmış, toplumsal kesimleri provoke eden, yönlendiren kripto bukalemunlara karşı uyanık olmalıyız.

Kürtler gibi, Aleviler de bizim parçamız, canımız, kardeşimiz; ama birileri Aleviler üzerinden başka numaralar çeviriyor sanki….

08 Kasım 2008 Cumartesi
www.aktifhabercom

746
0
0
Yorum Yaz